Proje 2013/2

Sağlıklı Yaşam ve Spor

Sağlıklı yaşam için alınması gereken önlemlerin pek çoğu günlük hayatımızda uygulayabileceğimiz küçük ve kolay aktivitelerden oluşur. Bunların başında egzersiz, spor ve sağlıklı beslenmek gelir. Proje bu konularda basit ve hemen uygulanabilir olanlar hakkında toplumda farkındalık oluşturmayı amaçladığı gibi daha kapsamlı çalışmaları da hedeflemektedir.

Kütahya coğrafyasının yarıdan fazlası ormanlık alandır ve engebeli araziler azımsanamayacak boyuttadır. Mütevazı bir tanım ile Ege’nin Karadeniz’i denildiğinde çok fazla abartılmış olunmayacaktır. Kütahya’da Eğrigöz Dağı, Murat Dağı, Yeşildağ, Akdağ, Simav Dağı, Yellice Dağı, Türkmen Dağı, Şaphane Dağı ile Frigya Vadileri, Çamlıca, Gölcük Yaylası ve Domaniç ormanları gibi doğa yürüyüşü yapılabilecek alanlar fazlasıyla mevcuttur. Bu doğal avantajları kullanarak, Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sağlık Yüksekokulu ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu bölümlerinde okuyan öğrenciler ve Dağcılık Kulübü öğrencilerinin projeye verecekleri desteklerle halk yürüyüşleri başlatılması amaçlanmaktadır.

Ayrıca, üniversitemize ait olimpik yüzme havuzu ve diğer kapalı spor alanlarının, Kütahya halkının kullanımına açılması, projenin hedefleri arasında yer almaktadır. Bu sayede üniversite-şehir kucaklaşmasına yeni bir boyut kazandırmakla birlikte farklı sportif aktivitelerin de ilk adımı atılmış olacaktır.

Sizlerden projeye aktif katılım sağlamanızın yanı sıra, üç temel prensibimize azami ölçüde riayet etmenizi bekliyoruz;

Doymadan doymak
Kirlenmeden yıkanmak
Gereğinden fazla uyumamak

Proje sağlıklı yaşam yolunda uyulması gereken ilkeler konusunda slogan üretmeye devam edecektir.

 

FUTBOLDA ŞİDDETİ ÖNLEMEK

Ülkemizde futbol takımı sevgisini tutkuya, taraftarlığı fanatikliğe taşıyan süreçler az çok bilinmektedir, bu süreçler asla geri dönülemez değildirler. Projenin motivasyonu bu bilinç ile ortaya çıkmıştır ve Türk insanı, futbolu yalnızca bir spor olarak görecek nezafete ve olgunluğa sahip bulunmaktadır.

Futbol dünyasında yaşanan gerek saha içi ve gerekse saha dışı şiddet olayları ile bu şiddetin önlenmesine dönük tüm çalışmalar bu projenin konusunu oluşturmaktadır. Proje; Dumlupınar Üniversitesi öğrencilerinin “futbolda şiddet” konusunda duyarlı ve çözüm üretici olduklarını ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Yapılacak aktivitelerde farklı renklerin sevdalısı taraftarları kol kola ve keyifle maç izlerken görmek imkânsız olmayacaktır.

Şiddet içermeyen futbol nasıl olur? Bu sorunun cevabını ilk olarak Dumlupınar Üniversitesi yerleşkelerinde hep birlikte göreceğiz.

 

Engelliler İçin Spor

Spor yalnızca bir beden aktivitesi değil, aynı zamanda sosyal bir etkinlik olması açısından toplumun bireyleri arasında güçlü bir iletişim ve motivasyon aracıdır. Engelli bireyler için ise, spor; engelsiz bir hayata açılan kapıdır diyebiliriz. Bize düşen ise, o kapıdan el ele geçmektir.

Birlikte yürümek, yolları kısalttığı gibi engelleri de kaldırır ve böylece gönüller ve düşünceler birleşir, hedef tek noktada; insan olma şuuru ile aydınlık günlere doğru akar gider…

Proje çalışmaları ile engelli kardeşlerimizin spor yapmalarını sağlayıcı etkinlikler düzenlenecektir. Belki birileri kapının önünde sizin elinizi tutmayı bekliyordur? Ne dersiniz?

Projenin ilk uygulama yeri Dumlupınar Üniversitesi spor tesisleridir.

 

İlk Yardım Bilinci

İlk yardım; ani olarak hastalanan ya da kazaya uğrayan kişilere olay yerinde, orada bulunan kişilerce, yine oradaki malzemelerle, ilaç kullanılmadan yapılan hayat kurtarıcı girişimlerdir. İlk yardım için uzman bir ekibe ya da gelişmiş araç ve gereçlere ihtiyaç yoktur, sadece doğru ilk yardım bilgisine ve ilk yardım çantasına ihtiyaç vardır. Doğru ve bilinçli yapılacak ilkyardım acil tıp hizmetlerinin de başarısını arttıracaktır. İlk yardım yaparken temel amaç, hasta/yaralının durumunun ağırlaşmasını ya da kötüleşmesini önlemektir. Bunun için, tamamen emin olunan müdahaleler yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki yardım edeyim derken daha ciddi kazalara sebep olunması yanlış ve yarım bilgilerin eseridir.

İlk yardım toplumun bütün bireylerinin sağlık eğitimi görsün veya görmesin her türlü koşulda yapması gereken uygulamalar bütünüdür ve proje bu eğitimin toplumda yaygınlaştırılmasını hedeflemektedir. Bu eğitimde ilk yardım amaçlı yapılan hatalar görsel olarak sunulacak ve yapılması gerekenlere dikkat çekilecektir.

Projenin ilk uygulama alanı Dumlupınar Üniversitesi yerleşkeleridir.

 

Evlerde Yaşlı Bakımı

Zigot şeklinde dünya misafirhanesine adım atan insanoğlu, o andan itibaren her saniye gelişerek, değişerek anne karnında mükemmel bir süreci tamamlar, doğumdan sonra bu süreç beyin, kas ve diğer organlar olarak daha da gelişir ve çevresi ile tam uyumlu hale gelir. İnsanoğlu belirli yaşa ulaştığında ise bu organların genetik yapıdaki kodlamalara uyumlu bir şekilde yıpranması, bozulması, pörsümesi yani yaşlanma süreci başlar. Ve sonuçta insanoğlu bakıma muhtaç hale gelir.
Yaşlı bakımı ile ilgilenen geriatri bilimi, özellikle üniversite ortamlarında sosyal bileşenler ile birlikte gelişir ve toplum yararına önemli projelere imza atabilir.

Geriatri konusunda başlatılan bu proje kapsamında, sağlık konusunda eğitim almakta olan öğrencilerimizin evlerde bakıma muhtaç kişileri tespit ederek mesleklerinde kazandıkları bilgi ve deneyimlerini yaşlılar ile paylaşması ve birikimlerini faydaya dönüştürmesi hedeflenmektedir.

Ayrıca, proje ile toplumda profesyonel geriatri hizmetleri başlatılması konusunda altyapı çalışmaları da hedeflenmektedir.

 

Engellilere Nasıl Destek Olunur 

Bir gün bir kolunu, başka bir gün diğer kolunu boynuna asıp dolaşan adamın hikâyesi anlatılır. “Hayatımda bir organımın ne kadar önemli olduğunu anlamaya çalışıyorum” dediği rivayet edilir. “Engelli olmak ne demek” bunu anlattığı hiç söylenmedi. Kim bilir daha neler anlattığı…

Biz organlarımızı bir yerlerden satın almadık, seçmedik, yedekleri de verilmedi, sahip olduklarımızı bir ömür boyu kullanma garantimiz de yok. Hızlı akan hayatın içerisinde hepimiz potansiyel engelliyiz. Birbirimize en güzel dileğimiz engelsiz bir hayat, ancak bu konuda farkındalığımızı korumak ve bunu arkadaşlarımıza hatırlatmak ve hissettirmek de boynumuzun borcu…

Projenin amacı yakın çevremizdeki engellilerin hayatlarını vakit geçirmeden engelsiz hayatlarımıza yaklaştırmayı temel almaktadır. Bu amaçla teknolojik gelişmeler izlenecek ve engelli kardeşlerimizin hizmetine sunulacaktır. Engellilerin ruhen ve bedenen kendilerine yeterli gücü sağlayacak eğitici, birleştirici ve tedavi edici çalışmalar yapılacaktır. Ayrıca proje kapsamında düzenlenen aktiviteler ile engelli ailelerini ve engellileri sosyal hayata kazandırmak hedeflenmektedir. Engellilerin başarı öyküleri konulu çalıştaylar düzenlenecek ve engelli başarı öyküleri için yeni yol haritaları ortaya konulacaktır.

Genç Değerler El Ele

Bilgi toplumunun bir getirisi olan üretim ve tüketim paradigmaları insanın dünyaya bakış açısını değiştirmiştir. Dolayısıyla eğitimli insan tanımını, hatta öğrenme anlayışlarını bile etkilemiştir. Eğitimin amacı, rekabete dayalı kazanmak ve eleme temelli bir rutin içine sıkışmıştır. Hâlbuki eğitim sadece akademik bir yarış değil, o toplumun inançlarının, değerlerinin, tekniklerinin tümüdür. Son yıllarda kaybolan bu değerlerimizi korumak ve gelecek nesillere yaşanır bir dünya bırakmak için, eğitimin vizyonunu geliştirmek gerekmektedir.

Değerler eğitimi, bireyin kendisine ve topluma yararlı olacak temel değerleri kazandırma eğitimidir. Okul ise bu değerlerin uygulandığı yaşam alanıdır. Okulların buradaki temel amacı hem akademik hem de temel değerleri benimsemiş bireylerin yetiştirilmesi olmalıdır. Üniversite öğrencileri ile temel eğitime doğru aktarılacak bu değerler vasıtasıyla genç nesil bir farkındalık içine girecek ve değerlerin popüler anlamda nasıl yaşatılacağına dikkat çekilecektir.

Proje kapsamında şu konular çalışılacaktır: Sevgi ve saygı, Disiplin ve aile, Hoşgörü ve yardımseverlik, Doğruluk ve dürüstlük, Vefa ve sorumluluk; özellikle yaşlılar işlenecek

 

Su Kullanımında Tasarruf Bilinci

Musluklardan akan suyun havzalardan evimize hikâyesi işlenecek. Evlerimizde su tasarrufunun önemi ortaya konulacak ve su tasarrufu yaparak sürdürülecek yaşam tarzları hakkında toplumda farkındalık oluşturulacaktır. Ayrıca toprak altı sulama teknikleri çalışılarak bitkilerin su kullanımını da kontrol etmemiz gerektiği ve bunun su tasarrufu sağlamanın yanı sıra bitki gelişimi yönüyle de avantajları açıklanacaktır. “Tasarrufta kâr içinde kâr vardır” sloganı ile çalışmalar ve çalıştaylar düzenlenecektir.

Proje Dumlupınar Üniversitesi ile Kütahya Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencileri tarafından gerçekleştirilecektir.
 

Günlük Yaşantımızda Elektrik

Kullanım kolaylığı ve istenildiği anda kolayca diğer enerji türlerine dönüştürülebilmesi gibi avantajlarıyla günlük yaşamımızın en önemli vazgeçilmezi haline gelen elektrik, hayat kalitesini iyileştiren, ekonomik ve sosyal ilerlemeyi sağlayan en önemli faktördür. Aynı zamanda ülkelerin gelişmişlik düzeyini de tanımlamada bir ölçüttür. Kalkınmada en temel girdi olan bu enerji çeşidi, kalite ve miktar yönüyle olduğu kadar, zamanında temin edilebilirliği yönüyle de önem taşımaktadır.

Tasarruf ediyorsanız sizin paranız ülkenizin ise elektriği vardır anlayışında bir nesil yetiştirebiliyorsanız sizin gelişme düzeyiniz hep yüksek kalacaktır. Bu şansı ülkemize kazandırmak projenin öncelikli hedefidir.
On dokuzuncu yüzyılın sonlarında bulunup öncelikle aydınlatmaya dönük olarak insanlığın kullanımına sunulan elektrik, günümüzde yaygın kullanımı sebebiyle yenilenebilir kaynaklara (rüzgâr, güneş, biomas) yönelmiştir. Ancak bu yeni arayışlar birincil kaynakların kullanımını ortadan kaldırmayacağı gibi maliyetsiz enerjiler de olmayacaktır. Her durumda enerji tasarrufu önceliğini koruyacak, sınırsız ve sorumsuz kullanımlar hepimizin canını yakacaktır. Özellikle gençlerin teknolojiyi çok fazla kullanma istekleri dikkate alındığında, enerji kullanımı konusunda mutlaka bilinçlendirilmeleri gerekmektedir.

Proje, elektrik enerjisinin üretimindeki zorluğa karşılık, günlük hayatımızın her aşamasında kolayca kullanımına dikkat çekerek, geleceğimizi kurtarmak adına, özellikle gençlerde tasarruf bilinci oluşturmayı hedeflemektedir. Elektrik enerjisinin üretiminden (elektrik santrallerinden) tüketimine (abonelere) kadar geçen süreç, basit anlatımlar ile ayrıntılı bir şekilde işlenecektir.

 

Deprem Gerçeği ve Hazırlıklarımız:Bilinçli Çocuklar Geliyor

Kıtalararası geçiş koridorunda bulunan Anadolu yarımadası bulunduğu coğrafyada potansiyel deprem bölgelerinden biri konumundadır. Bu özelliği ile deprem ülkemizin bir gerçeğidir ve bununla yaşamak bilincine sahip olmak ve bu bilincin oluşması için çalışmalar yapmakta öncelikle eğitim kurumları olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımızın üzerinde birer görevdir.

Bugüne kadar konu ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmış ve özellikle gençlerin konuya dikkati çekilmeye çalışılmıştır. Proje çocukların konuyu dinleyen olmak yerine konuşan ve anlatan olacağız anlayışı ile programlar hedeflemektedir. Bu konuda eğitim almış ve deneyim kazanmış öğrencilerimiz ilk ve orta öğretim öğrencilerini eğitecekler ve birlikte etkinlik düzenleyeceklerdir. Proje “Depremde yaşamak istiyorsan depremle yaşamayı öğren” gibi akıllarda kalıcı slogan üretmeyi ve çocuk gözüyle depremler konulu barkovizyon, kısa metrajlı film hazırlama gibi çalışmaları da amaçlamaktadır.

Projede aynı zamanda deprem sonrası potansiyel afetlere dikkat çekilerek bu konularda da toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflemektedir. Bilindiği gibi deprem sonrası toprak kaymaları, sel baskınları, orman yangınları, kuraklık ve çölleşme, çığ ve yıldırım felaketleri gibi diğer doğal afetler de ortaya çıkabilmektedir. Bunların yanı sıra teknolojik afetler dediğimiz kimyasal ve endüstriyel kazalar, uçak kazaları, demiryolu afetleri, gemi kazaları da yaşanmaktadır. Öyleyse deprem başta olmak üzere tüm bu afetlere yönelik bütünsel, kapsamlı, gerçekçi ve güncel bir afet yönetimi planına sahip olmamız ve bunu yeri geldiğinde disiplinli bir şekilde uygulamamız bu coğrafya sakinleri olarak bizlerin olmazsa olmazlarımız olmalıdır ve bu bilincin oluşturulması için de vakit geçirilmeden çalışılmalıdır.

 

Musiki Geleneğimiz

İnsan topluluklarının mayasını teşkil etme özelliğine sahip olan musiki, milletimizin doğumdan ölümüne kadar her alanında yer bulmuş bir kültür hazinesidir. Türk milleti için musiki; eğlence aracı olmaktan ziyade, bir bilimdir. Temelinde insan aklının ve gönlünün birlikteliği vardır. İçerisinde gizli ve derin bir matematiğin var olduğunu da söylemek ve görmek durumundayız. Musiki hem batıni (içsel) hem zahiri (dışsal) ilim üzerine kurulmuştur. Tek cümleyle söylemek gerekirse, iki kanadı bir ederek gönlün göğünde uçmaktır musiki.

Psikolojik sorunların nedeni ruh ile bedenin bir olmaması, olamaması değil mi zaten? Musiki duyguları birleştirir, cem eder ve insanı kendi iç huzursuzluğundan, benlik kavgasından kurtarır.

Toplumda yaşanan olayları canlı tutmaktan yola çıkan halk musikimiz ile olaylar destanlaştırılırken, sanat musikisi ile ruh hastalıklarının tedavisi yoluna gidilmiştir. Doğumda ve ölümde, savaşta ve barışta kısacası hayatın her alanında milletimizin var oluş unsurlarından biri olan musiki hazinesi, nesiller boyunca aktarılarak bizlere miras kalmıştır.

Bu kıymetli mirasa sahip çıkmak ve bizden sonraki nesillere aktarmak adına atılacak azimli, kararlı ve bilimsel adımlar, bu projenin konusunu oluşturmaktadır.

 

Ticarette Ortaklık Kültürü

Rakip firmaların belirli konularda işbirliği yaptığı bir yüzyılı yaşıyoruz. Çok ortaklı işletmeler, hatta çok uluslu şirketler dönemi gelecek yüzyıllara damgasını vuracak gibi görünüyor. İş hayatında ortaklık kolay bir süreç değil; bilgi ister, güçlü iletişim ister, zengin bir kültür ister…

Proje geleceğin iş dünyasını şekillendirecek öğrencilerimizi ticaret yapabilen, farklı kültürler ile güçlü iletişim kurabilen ve ticari hayatı, sahip olduğu kültür ile içselleştirmiş olarak yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

Ticarette ortaklık projesi kapsamında; sanayi ve ticaretin farklı alanlarında ulusal ve uluslararası ortaklık/işbirliği örnekleri incelenerek, başarı ve başarısızlık faktörleri ile ortaya çıkan avantaj ve dezavantajlar belirlenecek, iş dünyası temsilcileri ile sürekli ve etkileşimli organizasyonlar yapılacaktır.
Diğer üniversitelerin ilgili öğrenci platformları ile iletişim kurularak bilgi paylaşımı sağlanacak, kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörün girişimciliğe, özellikle genç girişimcilere olan destekleri sistematik bir yaklaşımla ortaya konarak, geleceğin iş dünyasını şekillendirecek öğrencilerimizi ortaklık şeklindeki girişimciliğe özendirecek dinamikler harekete geçirilecektir.

Proje iş dünyası ile öğrencilik yıllarında tanışmak isteyenlere tavsiye olunur.

 

Çini Kültürümüz

Bugün çini olarak bildiğimiz seramik malzemelerin ismi Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Kâşi’dir. Osmanlı döneminde kap kacak türünde olanlara ayrı bir isim olarak “Evani” denilmiştir. Türklerin Anadolu coğrafyasına bu ismi Asya’dan getirdikleri tahmin edilmektedir. Bilindiği gibi Türklerin Orta Asya’da ilk sırlı seramiği ürettikleri tarih milattan önce dördüncü yüzyıldır. Türklerin bu sanatlarını Anadolu’ya getirdiklerinde ismini değiştirme ihtimali yoktur. Hatta Türklerin yaşadıkları coğrafyadaki şehir isimlerini göç ettikleri yörelere verdikleri de bilinmektedir.

Bu proje sonraki kuşakların ata yadigârı Kâşi ismini nasıl kaybettiklerini ve yerine Çini ismini ikâme ettiklerini tarihi süreç içerisinde ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma içerisinde Fatih dönemindeki sanat faaliyetleri öne çıkmaktadır. Bunun sebebi o dönemde sanat faaliyetlerinin kurumsal yapıya kavuşturulmuş olmasıdır. Yapılan en önemli icraatlardan biri, bugünkü tanımlaması ile Çini Bakanlığı’nın kurulmuş olmasıdır. İkinci süreç olarak Osmanlının tüm cephelerde savaştığı yıllar, çini üretiminin gerilemesi ve Çin mallarının pazara girmesi ele alınacaktır. Bu süreçte “Çin Malı” tanımlamasının “Çini” şekline dönüştüğü belirtilecektir. Üçüncü süreç ise Cumhuriyet dönemidir; burada Kütahya’nın sanat-sanatçı ve toplum birlikteliği vurgulanacak ve son olarak Kâşi’nin Kütahya’da yaşadığı, yaşatıldığı belirtilecek olup isminin tekrar kendisine geri verilmesinin önemi anlatılacaktır.

Çini ve çini tarihimiz konusunda kendini yetiştirmek isteyen öğrencilerimize tavsiye olunur.

 

Kütahya'da Kültür Turizmi

Kültür Turizmi, doğal ve tarihsel kültür varlıklarını, kültürel etkinlikleri ve güncel sanat eserlerini bazı sosyo-ekonomik olguları turistik bir ürün biçiminde gezginlerin hizmetine sunan bir turizm anlayışıdır. Yalnızca tarihsel olanı değil, günceli de kapsayan bir terimdir.

Dünyada hiçbir müze, hiçbir ören yeri, yalnızca dışarıdan gelenlerin ilgisi ve onların getirisi ile ayakta kalamaz, doğal ve tarihi miras korunamaz. Kültür turizmi denildiğinde ana hedef o kentte, o ülkede yaşayanlar olmalıdır.

Tanımak beraberinde sevgiyi getirir, sevgi ise sahiplenmeyi, yani doğal ve tarihsel mirası, çevreyi korumayı. Bu sebeple kültür turizmi bilincinin; toplumda, kamu ve özel sektör kuruluşlarında daha etkin ve yaygın bir biçimde yerleşmesi yönünde yapılacak çalışmalar bu projenin konusunu oluşturmaktadır. “Kütahya’da öğrenci olup da Kütahya’nın kültür değerlerini bilmeyen kalmamalı” anlayışı ile etkinlikler düzenlenecektir.

Proje ile Kütahya’da kültür turizminin nitelik ve nicelik yönünden bir ivme kazanması ve tarihsel-kültürel değerlerin korunup yaşatılmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

Trafik ve Çocuk

Dün trafik kazaları için yolların yetersizliğini konuşuyorduk bugün ise daha çok trafik kurallarının ihmal edilmesini. Sevinçle karşıladığımız bayramları hüzünlü dönüşlere çeviren biz değildik; o yolları tutan trafik canavarıydı. Nereden gelmişti bu canavar? Yoksa “çocuktur, düşe kalka öğrenir” anlayışı ile büyümenin faturası mı ödeniyor…

Trafik bilincinin oluşturulması ancak eğitimle mümkündür ve bu çalışmalara küçük yaşlarda başlanması gerekiyor. Anne ve babanın ilk görevi çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamak ise ikinci görevi ona küçük yaşlardan itibaren trafik bilgisi vermektir ve saha uygulamalarında yanında bulunmaktır. Çocuklara trafik ile ilgili eğitimler vermek beraberinde o kurallara bizimde uymamız ile ancak kalıcı olabilir. Çocuk öncelikle anne ve babasını, okul çağında öğretmenlerini, büyüdükçe arkadaşlarını rol model kabul eder. Kısacası çocukların iletişim halinde bulunduğu herkes onlar için örnek şahsiyetler olmaktadır.

Projenin hedefi: “Bizim şehrimize trafik canavarı giremez” anlayışı ile ailelere trafik eğitiminin evde başladığını hatırlatmak ve trafik kurallarına uyumlu ve duyarlı bir toplum oluşturmaktır. Genç arkadaşların trafik konusunda yapacakları ufak bir katkı belki de bir hayat kurtaracak. Toplumun her kesimi ile iletişim sağlayarak “trafik ve trafikte çocuk” konulu farkındalık oluşturacak çalışmalar yapmak üzere genç arkadaşları projede yer almaya davet ediyoruz.

 

Çocuk ve Medya 

Günümüzde medya çok farklı amaçlar için kullanılmakla birlikte özellikle çocuklar üzerindeki etkisi, geri dönüşü zor noktalara ulaşmaktadır. Çocukların medya kullanımı sürecinde anne ve babaya büyük görev düşmektedir. Ancak büyüklerin bu konudaki eğitimleri de bilimsel kaynaklardan çok, yine medya tarafından verilmiş kısıtlı bazen de maksatlı bilgilendirmelerden ibaret kalmaktadır. Projenin öncelikli amacı medyayı farklı açıdan okuyarak yaşadığı çevreye duyarlı, ülkesinin problemlerini bilen; medyada gördüklerini akıl süzgecinden geçirecek bilinçli anne ve babaların oluşumunu sağlamaktır.

Projenin tamamlanmasıyla anne ve babaların bilinç düzeyinin yükseltilmesi ve medya-çocuk ilişkilerinin daha sağlıklı bir tabana taşınması amaçlanmaktadır. Projede anne ve babalara medya eğitimi verecek öğrenciler, öncelikle bir yarıyıl kendileri bu eğitimi alacaklar ve saha çalışması ikinci yarıyılda başlatılacaktır.

Öğrencilerin çalışma konuları: Medya ve medyanın toplumsal, kültürel ve ekonomik yaşam üzerindeki etkileri, Ülkemizde televizyon yayıncılığı, İnternet ile bilgiye erişim, haber okuma, sohbet, e-posta, oyun gibi etkinliklerdir.

 

Diksiyon ve Konuşma Eğitimi

Güzel konuşma bir sanattır. Hiç kimse, güzel konuşma yeteneğiyle veya daha doğru bir ifadeyle hatip olarak doğmaz. Zamanla güzel konuşma sanatının incelikleri öğrenilerek konuşma yeteneği geliştirilir. Kişinin iş ve özel hayatındaki başarısı hitabet sanatının inceliklerini bilmesine ve böylece insanları etkilemesine bağlıdır.
Mesleki açıdan öğretmenler, öğretim üyeleri, satış temsilcileri, yöneticiler, iş adamları, siyasi parti veya dernek mensupları ve toplum ile iletişim halinde olan tüm meslekler güzel konuşma ile icra edilmek durumundadır. Sosyal bir varlık olan insan, çevresine duyarlı bir birey olmak için, öncelikle güzel konuşma becerisine sahip olmak durumundadır.

Proje kapsamında, Dumlupınar Üniversitesi öğrencileri güzel konuşma ve diksiyon konusunda eğitim alacaklar ve bu birikimlerini toplumun değişik kesimleri ile paylaşarak bu konuda toplumda farkındalık oluşturacaklardır. Güzel konuşmak hem özel hayatta, hem de iş hayatında kendini kabul ettirmenin ve başarının sırrıdır. İş hayatında başarılı olabilmek için kişinin kısa sürede kendisini karşısındakine tanıtması, işiyle ilgili bilgisini ve becerisini göstermesinde yetkin olması gerekir ki, bu da konuşma becerisiyle doğrudan ilgilidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, özel hayatta da mutluluğu yakalayabilmenin, aile ve arkadaşlarla iletişim kurabilmenin yolu yine güzel konuşmaktan geçer.
Projede amaç, kendilerinden bir önceki nesli örnek alan öğrencilere, üniversite öğrencileri vasıtasıyla, güzel konuşmanın özel hayatta ve iş hayatındaki önemi aktaracak faaliyetler yapmaktır. Aynı zamanda, projede görev ve sorumluluk alan Dumlupınar Üniversitesi öğrencilerinin, daha sosyal olabilme, grup çalışması yapabilme, iyi bir iletişim sağlayabilme ve liderlik gibi vasıflar kazanmaları amaçlanmıştır. Kazandıkları bilgi ve deneyimlerle üniversite öğrencilerinin iş hayatında daha aktif ve başarılı olabilmeleri de projenin çıktıları olacaktır.

 

Endişesiz ve Rahat Diş Tedavisi İle Güzel Gülümsemeye Giden Yol (Dentalspa)

 

Etkin iletişim sağlamada bireyin kendini tedirgin edici etkenlerden kurtarması gerekir. Çoğu bireyin kendini tedirgin hissetmesine sebep ise ağız ve diş sağlığı sorunlarıdır. Ancak birey diş tedavisini korkutucu ve endişe verici bulur ve tedaviden kaçınır.

DentalSpa olarak bilinen yeni yaklaşım ağzı bir bütün olarak ele alır ve rahatlatıcı yöntemler kullanarak bireyi diş tedavisi konusunda endişelerinden arındırır. DentalSpa dişeti, dudak, yanak, çene ucu gibi dokuların da tam bir harmoni içinde olması için gerekli çalışmaları yapmaktadır. Proje, dentalspa konusunda toplumu bilinçlendirmeyi ve etkin iletişime giden yolları kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Proje, sağlık konusunda eğitim alan öğrencilerimizin mesleklerine, aynı zamanda etkin iletişime sağladıkları katkılar yönüyle de bakmalarını sağlayacaktır.

 

Çanakkale Ruhu

Çanakkale bir milletin yalnızca var olma, bir olma, diri olama gayreti değil, aynı zamanda mazlum milletlerin de gelecekleri demekti! Çanakkale mücadelesini anlamak için sanırım, “Çanakkale geçilseydi ne olurdu?” sorusuna cevap vermek yeterlidir.

Projenin hedefi, genç nesillere Çanakkale gerçeğini anlatmaktır. Yazılı, görsel ve sözlü anlatımların kullanılacağı çalışmalarda; öğrenci arkadaşlar yürekleriyle konuşacaklar, kalemleriyle çizecekler ve bir milletin yeniden topyekûn birlik mesajını bir kez daha dünyaya haykıracaklardır.

Yapılacak çalışmalar ile Çanakkale aynı zamanda minyatür, resim ve çini gibi geleneksel tekniklerle de anlatılacak ve okullarda bu eserler sergilenecektir.

Kurumsal Kalite Bilinci: Sürdürülebilir Kalite

 

Projenin amacı; kamuda veya özel sektörde faaliyet gösteren üretim veya hizmet sistemlerinin üretmiş oldukları ürünlerin kalitelerine ilişkin, kalite bilinci oluşturmak ve ürün veya hizmet kalitelerini sürekli iyileştirmek için ihtiyaç duydukları kalite geliştirme araçlarını kullanarak, sistemlerini ve süreçlerini kontrol etmelerine yardımcı olmaktır. Böylece gerek kamuda, gerekse özel sektörde yer alan küçük veya orta ölçekli işletmelerde kalite geliştirme metodolojisini ve araçlarını, çalışanlarının ve yöneticilerinin kullanmalarını teşvik ederek, toplumda kalite bilinci ve farkındalığı oluşturmaktır.

Projenin kapsamı; kamu veya özel sektörden seçilecek küçük veya orta ölçekli pilot bir işletmede, çalışanların ve yöneticilerin ürettikleri ürün ve hizmetin kalitesinin farkında olmalarını ve kalitelerini iyileştirici araçları kullanmalarını sağlayacak altyapının oluşturulması ve çalışanların sürdürülebilir bir kalite geliştirme yeteneğini kazanmalarının sağlanmaktır.

 

Okuyan Aileler 

Günümüzde okuma alışkanlığı, mutlaka sahip olunması gereken becerilerden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak, bu beceriye tek başına sahip olmak yeterli değildir. Okumaya ilgi duymak, okumayı alışkanlık hâline getirmek ve okunması gereken kitapları seçebilmek, okuma becerisi ve gelişimi için gerekli diğer etkinliklerdir.

Okumayı sürekli hâle getirmek, yani alışkanlığa dönüştürmek, okumaya karşı olumlu tutum ve davranış geliştirmekle sağlanabilir. Bu da küçük yaşlarda kazanılır ve bunu kazandırmak öncelikle ailelerin görevidir.

Proje, çocukların kitap okuma alışkanlığını aile bireylerinin hepsinin belirlenmiş saatlerde kitap okumasını sağlayarak kazandırmayı amaçlamaktadır. Bu hedefe ulaşmak için etkinlikler düzenlenmesi planlanmaktadır.

 

Şiddetsiz İletişim

İnsanoğlu iletişimde yanlış/doğru sorgulaması yapmadan; şikâyeti, talep ve teşhis etmeyi veya yargılamayı seçmektedir. İyi niyetle dahi olsa yapılan bu eylemlerin gerginlik ve çatışma üretmesi, beraberinde şiddet içeren unsurlar bulundurmasından kaynaklanmaktadır.
Şiddetsiz iletişim; barışçıl yollardan şiddetin, acının ve çatışmaların köklerini kavramamızı kolaylaştıran etkin bir yöntemdir. Yaptıklarımızın veya söylediklerimizin arkasındaki ihtiyaçlarımızı açığa çıkarmak, düşmanlıkları azaltır, yaraları iyileştirir ve kişisel ve profesyonel ilişkilerimizi güçlendirmemize yardım eder.
Şiddetsiz iletişim dünyanın pek çok yerinde; şirketlerde, dersliklerde, hapishanelerde, arabuluculuk merkezlerinde öğretilmektedir. Proje, şiddet içermeyen iletişimi öğretmeyi hedeflemekte olup, özümüzdeki doğru iletişimi keşfetmeye giden yolları tanıtmaktadır.
 

 

Çocukların Görsel Sanatlar Ve Tasarım Dünyası

Projenin hedefi; okul öncesi, ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin görsel sanatlar ve tasarım alanındaki görsel okur-yazarlıklarını geliştirebilmektir. Bu kapsamda yer alan görsel-okuryazarlık, sanat ve tasarım konularındaki teorik bilgiyi elde edebilmeyi ve uygulama becerilerini kazandırmayı içerir.

Ayrıca eleştirel düşünebilme, çevremizde bulunan estetik düzeydeki problemlere çözüm üretebilme, empati yapabilme, kültür-sanat eserlerinin değerini fark etme, sanata ve sanatçıya değer verme, çağın gerektirdiği güncel sanat ve tasarım yaklaşımlarını inceleme, müze ve ören yerlerini ziyaret etme, alana ilişkin teknolojiyi kullanabilme vb. gibi becerileri kazandırmak da projenin hedefleri arasında yer almaktadır.

İnsan Hakları: Mülteciler 

 

İnsan kâinatın merkezinde yer alır ve canlılar içerisinde en mükemmelidir. En güzel davete muhatap olduğu gibi insan olma haklarının çiğnenip vatandaş haklarının çarmıha gerildiği günleri de hiç bitmemiştir.

İnsan haklarını savunan uluslararası kuruluşların isimlerini öğrendiğimizde gönlümüz güllük gülistanlık olmuştu. Büyüdük, öyle olmadığını fark ettik! Önce ekranlardan seyrettik, sonra yüreğimize korlar düştü… Bundan sonra ne yapılmalı sorusunun cevaplarını gençler bulup çıkartacak, bugün sahada gerçekleştirilecek küçük çapta uygulamalar, yarın toplumsal bilincin şekillenmesine katkı sağlayacaktır.

Projenin hedefi son yıllarda artan mülteci sorunlarına dikkat çekmek ve konuya insan hakları yönüyle çözüm aramaktır. Milletimizin tarih boyu mülteciler konusundaki yaklaşımının iyi anlaşılması ve tüm dünyaya etkin biçimde anlatılması projenin çalışma alanıdır ve konu proje ortağı Kütahya Barosu ile birlikte çalışılacaktır.

 

Genç Yaşlı Etkileşim Günleri

Kurumlardan emekli olmuş insanımız hayattan da emekli olmuş hissine kapılabilmektedir. Bunun sebebi sahip olunan tecrübelerin sosyal alanlara yeteri kadar taşınamamış olmasıdır. Paha biçilmez değer taşıyan bu deneyimler gençlere bırakılacak en büyük mirastır. Proje, öncelikle genç yaşlı iletişimi sağlayıcı sosyal alanlar oluşturmayı hedeflemektedir. Böylece yaşlıları aktif yaşam ortamlarında tutmak, gençlerin huzur evlerinde yaşamak zorunda kalan yaşlılar ile ilgilenmesini sağlayarak ahde vefa kavramının toplumda canlı kalmasını temin etmek, çocukların büyükbaba ve büyükanne sevgilerini arttırarak yaşlıların huzur evleri yerine aile ortamında kalmalarını sağlamaktır.

Projenin motivasyonunu, toplumun her kesiminde huzur ve güveni temin etme duygusu belirlemektedir. Bir toplumda çocuklar kadar yaşlılar da konuşmalıdır. Yaşlıların hayatın içerisinde kalmaları ve üretken olmaları sağlanmalıdır. Burada bahsedilen üretkenlik iş gücü olmaktan çok çocuk eğitimi, fikir, sanat, edebiyat, bazen de yalnızca yoldaş olmak…

“Nasıl davranırsan sana da öyle davranılır” söylemi hayat prensibi yapılarak özellikle çocuk ve gençlere toplumsal sorumluluk kazandırılması hedeflenmektedir. Proje, yaşlı-çocuk veya yaşlı-genç etkileşimi kuşak çatışması değil kültür değerlerimizin taşınmasında en etkili yol ve toplumda barış ve güvenin sigortası olarak görmektedir ve bu değerleri, toplum geleceğinin teminatı olarak kabul etmektedir.

Yaşlılarını kendi yaşam ortamlarında tutamamış milletlerde, anne babalar çocuk eğitimi konusunda yalnız kalmış demektir. Hızlı akan hayat içerisinde ebeveynin yardımcı eleman olarak seçtikleri medya bazen son derece yıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir. Bazen de sevgi paylaşımı evcil hayvanlara bırakılmaktadır. Yalnızca köpeğin sadakati ile büyüyen çocuğun ilerideki yaşlarda kişilik ve iletişim bozukluğu riski de yüksek olmaktadır.

Proje çalışmalarında ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığı gerçeğine dikkat çekilerek yaşlılar için yeni sosyal alanların oluşturulmasının yanı sıra evlerde çocukların yetiştirilmesinde etkin görev almalarının da gerekliliğine dikkat çekilecektir.

 

ÇOGEM'de Eğitime Destek

Projelerin konusu Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindeki yuvalarda kalan çocukların kişisel gelişimlerine katkıda bulunmak, özgüvenlerini arttırmak ve onlara yeteneklerini ortaya koyma imkânları sağlamaktır.

“Sevginin açamayacağı kapı yoktur” bilinci ile yapılacak projelerde yuva çocuklarının doğrudan görev almaları yerine “paylaşımcı olmaları” ön planda tutulacaktır. Üniversite öğrencilerimizin yapacağı sanat, müzik ve tiyatro etkinlikleri ile çizgi film çalışmalarında kurum çocuklarının paylaşımcı olması hedeflenmektedir.
“Paylaşmak ve başarmalarını sağlamak” aile ortamından uzak kalmış çocuklara verilebilecek en büyük hediye olduğu bilincindeki proje çalışanı öğrencilerimiz, yuva çocukları ile kalıcı arkadaşlıklar kurma konusunda da çalışmalar yürüteceklerdir.
Geleceğe yapılacak en doğru yatırım, genç kuşakları gelişen ve değişen dünya şartlarına göre eğitmek ve onlara sahada aktif katılımcı olmalarını sağlayıcı donanımları kazandırmaktır. Bu hedefin aile ortamından uzak kalmış çocuklar için başarılması daha zordur ve proje bu konuda üniversite öğrencilerimizin duyarlılığını ve katılımcılığını sağlamayı hedeflemektedir.

Projede iletişim iki yönlü olarak ele alınmaktadır; bunlardan birincisi üniversite öğrencilerimiz toplumun her kesimi ile güçlü iletişim kurabilme becerisi kazanmaları, diğeri ise kurum öğrencilerinin de en az üniversite öğrencilerimiz kadar toplum ile birlikte nefes alıp vermeleri sağlamaktır.

“Paylaşımcı bireyleri olan toplumların çözemeyeceği hiçbir sosyal sorun yoktur” bilincini toplumun her kesimine yaymak ve bu amaçla etkinlikler düzenlemek projenin bir diğer hedefidir.

 

Avlanma Eğitimi

Ekosistemlerin değişmesinden, hayvan türlerinin yok olmasından veya yok olmaya doğru gidişinden, birinci derecede sorumlu insandır. Türlerin yok olmasının temel nedenleri arasında çevre kirliliği, habitat kaybı ve bilinçsiz avlanma yer almaktadır. Zevk, eğlence veya sportif amaçlı yapılan gereksiz avlar, daha çok kazanma amaçlı yapılan aşırı avlanmalar, birçok hayvan türünün tükenmesine yol açmış, bazılarının da neslini tükenme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır.
İnsanoğlunun öğrenmesi gereken onca işler arasında önceliği “Ona önce balık tutmayı öğretin” mesajı aslında insan ve çevre ilişkisini ve birlikteliğini ve bir bütün olduğunu ifade etmede özenle seçilmiş olmalı. Balık tutmayı öğrenmek yalnızca onu yakalamak değildir, aynı zamanda ne zaman ve nasıl avlanılır öğretisini de kapsamaktadır. Projenin hayata geçirilmesiyle, avlanması yasak olan türler ve dönemler, avlanmanın nasıl, ne miktarda ve ne zaman olması gerektiği ile ilgili konularda bilgilendirme içeren çalışmalar yapılacaktır.
Proje, gençlere uygulamalı avlanma eğitimi vermeyi hedeflemektedir. Bu amaçla Üniversitemizin gölleri balık yetiştirilebilir ve belirli mevsimlerde avlanmaya açılabilir konuma getirilecek ve daha sonra ilköğretim öğrencilerine bilinçli avlanma için uygulama yeri olarak açılacaktır. Belirli saati tamamlamış katılımcı öğrencilere avlanma yetkinliği belgesi verilecektir.

 

Kültür Varlılarımızın Korunması

Tarih milletlerin hafızasıdır ve dünden bugüne miras kalan eserler o milletin tarihe düştüğü notlardır. Hafızamızın tazelenmesi için o eserlerin korunması ve yaşatılması bilincini öğrencilerimize ve topluma kazandırmak projenin temel hedefidir.

İçinde bulunduğumuz bilişim ve iletişim teknolojileri çağı, bireylerin ve toplumların kültür hafızasını örseleme ve hatta yok etme tehlikesini içinde barındırmakla birlikte, kültür mirasımızın korunması ve yaşatılması amacıyla yapılabilecek çalışmalar açısından muazzam kolaylaştırıcı ve vazgeçilemez bir unsurdur. Bilişim ve iletişim teknolojileri, bu nedenle proje uygulamaları açısından önem taşımaktadır.

Ayrıca kültürümüzün canlı örnekleri olan tarihi eserlerimizin, gördükleri tahribatı ortadan kaldıracak çalışmaların yaygınlaştırılması bilincini sağlamak ve yaşatmak için gençlerden oluşan tamir-bakım ve yenileme ekiplerini kurmak da projenin hedefleri arasındadır.

Proje de yapılacak çalışmalar, öncelikli olarak Kütahya ve çevresinde bulunan yıkılmaya yüz tutmuş, her türlü mimari yapıların restorasyonu, unutulmuş kültürel geleneklerin ve oyunların gündeme getirilmesi, yeniden hatırlatılması ve sevdirilmesi gibi konuları içermektedir.

 

Mimari Yapılanma ve Komşuluk

Gökdelenler yalnızca göğe yükselmedi, beraberinde bizim sokaklarımızı da alıp götürdü. “Sokaklarımızı geri istiyoruz” sloganı ile yeni mimari yapıların üretimi konusunda, toplumsal bilinç oluşturmak projenin çalışma konusunu oluşturmaktadır. Şehirleşmeye bağlı zayıflayan komşuluk ilişkilerine, yeni mimari çözümler ile çare aramak projenin asli hedefidir.
Kent ve köy yaşamının harmanlandığı sokaklarda, apartman bloğu ile kır evini buluşturan bir yapılaşma ortaya konulmalıdır. Sokak içinde müstakiliyet (ev mahrumiyeti) anlayışıyla, sosyal yaşamı iç içe kurgulayacağımız bu çalışmalarda; özel alanlar, sosyal donatılar, servis alanları ve altyapı hatları birlikte düşünülecek ve böylece yapı etrafında kesintisiz geniş yeşil alanlara yer açılarak, betonlaşmadan da kurtulmak mümkün olacaktır.

Duvarını, sokağını, bahçesini paylaşma ile başlanacak sosyal yaşam, güçlü komşuluk ilişkileriyle gelişerek, özellikle çocuklara çocukluk sevinçlerini yaşama imkânlarını sunacaktır. Uzun zamandır şehirlerde hayatımızdan çıkardığımız akşamüstü gezintilerini, sokak oyunlarını, ayaküstü muhabbetleri geri kazanmaya ne dersiniz? Genç arkadaşların yeni şehir tasarımlarını bu umutlar ile izleyeceğiz.
Son yıllarda bu konuda bazı girişimler vardır; katlı yapılar ortak kullanılan balkon türü yollara açılmakta ve belirli bir mesafeden sonra alt katlara yol bağlantısı sağlanmaktadır. Proje kapsamında sürdürülecek çalışmalar, Dumlupınar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencileri ve Tasarım Platformu Kulübü üyelerinin katılımı ile yürütülecektir. Özellikle Kütahya’da yeni yapılanmalar için proje çeşitliliği sağlanması hedefi ile birlikte, komşuluk olgusunun mimari yapılar ile şekillendiği gerçeği işlenecek ve Kütahya kültüründe güçlü komşuluk ilişkileri tarihi süreç içerisinde verilecektir.

 

Balkan Kardeşliği

Kardeş nasıl olunur?” Bu sorunun Balkanlarda tek bir karşılığı vardır; “Kader birliği”

Gün gelmiş Anadolu’dan yol almışız o topraklara, gün gelmiş kucaklaşmışız tekrar ana toprağıyla. Hiçbir zaman yalnız olmamışız bu yolda; alıp getirmişiz hemen yanımızdaki gönül kardeşlerimizi, geride kalanlarla kalmış gönlümüzün bir yarısı.

Arkamızda kalanlara akıtılan gözyaşları hiç kurumadı. Bu millet asla unutmadı gözden ırak kardeşlerini, Bosnalı çocuklar güldüyse, Anadolu’da; biz de güldük. Sevinç gözyaşlarımız birlikte aktı, hüzünlü akşamları da birlikte yaşadık. Gün geldi yüreğimizdeki küçük Bosnalar, Anadolu’da mahalle oldu; bir olduk, birlik olduk, dirlik olduk…

“Kardeş kardeşe gelip gitmeli, hem de çat kapı gelip gitmeli” prensibi, projenin temel hedefidir ve bunu gerçekleştirmek için ilk ve orta öğretimden, üniversite eğitimine kadar farklı düzeylerde işbirliği, kader birliği günleri ve çalıştayları düzenlenecektir.

 

Demokrasiyi Yaşamak

Demokrasi, insana en büyük değeri veren ve insanın özgür bir biçimde kişiliğini oluşturması ve geliştirmesine imkân sağlayan bir yönetim biçimi olmanın yanında bir yaşam tarzıdır. Bireylerin bu yaşam tarzını benimsemesi ise kendi yaşantıları sonucu olmaktadır. Ancak bu yaşantının gelişi güzel değil, planlı, programlı bir şekilde eğitim aracılığıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda eğitim demokrasinin ön şartıdır denilebilir.

Demokrasi; olmuş bitmiş ve belli kalıplar içine oturtulmuş bir realiteden öte, gelişerek devam eden bir süreçtir. Dolayısıyla demokrasinin yerleşmesi ve gelişmesi açısından “Demokrasiyi yaşamak” projesi, çeşitli eğitsel etkinliklerle bireylere demokratik beceri ve değerlerin kazandırılması ve demokrat bireylerin yetişmesini amaçlamaktadır.

Unutulmamalıdır ki demokratik yaşamın sürdürülebilirliği ancak erdemli insanların varlığı ile mümkündür ve bunun sağlanması içinde planlı ve programlı eğitimden başka bir yol yoktur.

 

İstanbul 1453

UNESCO tarafından, İstanbul’un kültür ve tarih birikiminin yok edildiğine ve kültürel mirasın korunmaması halinde, dünya kültür mirasından çıkarılacağına ilişkin yapılan uyarı üzerine kurulan İstanbul Kültür Mirasını İzleme Komitesi, tarihi yarımada için kamu ve sivil toplum örgütlerine destek çağrısı yapmıştır.

Proje, bu çağrı kapsamında İstanbul’un tarihi ve kültürel güzelliklerini minyatür, resim, katı, ebru, çini, tezhip, vitray, duvar resmi gibi geleneksel tekniklerle iki ve üç boyutlu büyük ebatlı çalışmalarla karışık teknikte eserler üretmeyi ve bu eserleri İstanbul da 29 Mayıs 2013 tarihinde sergilemeyi amaçlamaktadır. Daha sonraki etkinlikler Kütahya Merkezdeki okullarda bu serginin açılması ve tanıtımların proje çalışanı öğrencilerimiz tarafından yapılması şeklindedir.

Bu bağlamda projenin pilot çalışmaları; Geleneksel Türk El Sanatları Kulübünün etkinliklerini yürüttüğü, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğrencileri ile başlayacaktır.

 

Yaşam Tarzına Göre Tıbbi Destek Bilinci

Koruyucu hekimliğin her uygulaması toplumlar için standart uygulanması gereken yöntem olarak görülmediği gibi bunlara olan ihtiyaç veya yenilerinin gerekliliği de zaman içerisinde, daha doğru bir deyimle, toplumun yaşam tarzındaki değişikliklere bağlı olarak farklılık oluşturacaktır. Açıklıkla söylenebilir ki; koruyucu hekimlik uygulamaları dinamik bir süreçtir ve bu konuda tıp ve beşeri bilim disiplinlerinin ortak çalışmalar yapması gerekmektedir. Özellikle son yıllarda iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim, toplumlardaki yaşam tarzlarını derinden etkilemiş ve ülkelerin sağlık konusunda yeni politikalar üretmesini zorunlu hale getirmiştir.

Proje, toplumumuzun zaman içerisinde değişen sosyal yaşam tarzına bağlı olarak, ihtiyaç duyulacak tıbbi desteklerin değişmesi veya yenilerinin uygulamaya konulmasına dikkat çekmeye yöneliktir.

 

Son Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2015, Perşembe